4 Haziran 2008 Çarşamba

Küçük bir hikaye

SEDEF ÇİÇEĞİ

Mahkeme salonu dopdoluydu.70'ini geçkin iki ihtiyarın boşanma davası vardı o gün ve meraklı bakışlar altında oturuyordu bu yaşlı çift.Adamın inatçı bakışları vardı.Yaşlı kadın ise sinirden mi,yoksa ihtiyarlıktan mı titrediği belli olmayan elini kontrol altında tutmaya çalışıyor; bir yandan da yanında büzülmüş oturan eşine öfkeyle bakıyordu.
Hakim,''Anlat''dedi tok bir sesle.''Neden boşanmak istiyorsun?''
Yaşlı kadın bir kez daha öfkeyle baktığı eşinden aldığı gözlerini hakime çevirip derin bir soluk aldı ve ''Yetti gayri'' dedi.Heyecan ve öfkeden ağzı kurumuştu.Yutkunmak istedi ama yapamadı.Yine ağzını aralayıp ''Bu adam 50 yılımı zehir etti'' dedi.
Salonda sessizlik hakimdi.Asırlar gibi gelen sessizliği bu tür haberleri her gün sayfasına taşıyan bir gazete muhabirinin patlayan flaşı bozdu.Ardından diğer foto muhabirlerinin de harekete geçtiği görüldü.Kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı?Resim çeken muhabirler fazla vakit kaybetmeden yerlerine dönerek defterlerini çıkarıp not almaya başladılar.Enteresan bir davaydı.Hepsi, gergin ve merak içindeydi.Fırsatını bulsalar kelimeleri yaşlı kadının ağzından kerpetenle söküp alacaklardı.
Yaşlı kadın eşiyle göz göze gelmemek için biraz daha döndü ona sırtını.Yanağından süzülen gözyaşını diliyle alıp dudağını ıslattı ve devam etti:''Bizim bir sedef çiçeğimiz vardı...Çok sevdiğim!''Yine eşini gösterdi,yüzünü dönmeden.''O bilmez...50 yıl önceydi...Bana verdiği çiçekten tohumlamıştım onu.Çocuğumuz olmamıştı.Ellerimle büyüttüğüm o çiçeği yavrum bildim.Sevip okşadım...Bir süre sonra çiçek kurumaya yüz tuttu.Kurur diye çok korktum.Her gece gece kalkıp sulayacağım diye adak adamıştım'İyi gelir' demişlerdi.50 yıl hiç aksatmdan yaptım bunu.Bu herif,bir gece olsun sulamadı!Hiç olmazsa geçen gece sulasaydı yine bir şey demeyecektim ama sulamadı.Takatim kesilmiş...Uyuyup kalmışım.''
Yaşlı kadın son bir gayretle noktayı koydu.''İşte ben böyle bir adamla 50 yıl geçirdim.Ona hayatımı,umudumu verdim ama ondan gördüğüm hiçbir şey yok.Bir kerecik olsun benim işimi yapmadı.Onsuz daha iyi olacağımı düşünüyor ve boşanmak istiyorum.Hakim,yaşlı adama dönüp''Diyeceğin bir şey varmı,bey amca?''dedi.Yaşlı adam şimdiye kadar hiç yargıç karşısına çıkmamıştı.Utanıyordu.Ayağa kalkıp bastonuna yaslandı ve tane tane konuşmaya başladı:''Askerliğimi,Reisicumhur Köşkü'nün bahçıvanı olarak yaptım.Envai çeşit çiçek vardı ogörkemli bahçede.Sedef çiçeğini orada tanıdım.Fadime 'mi de.Çok seviyordum.Ona çiçek buketleri yapıp verirdim hep.İlk evlendiğimiz yıllardı.Boyun ağrısına tutuldu.Hekim 'Her gece uyansın ve boynunu oynatsın dedi.Hekimi pek dinlemedi bizim hatun.Yüzünden kimsenin görmediği bir gülümseme bulutu geçti ve tebessüm ederek sözüne devam etti:''Ogünlerde tesadüf,sedef çiçeği kurumaya yüz tuttu.Ben ona 'Gece sularsan çiçek kurumaz dedim'Her gece uyandırdım ve seyrettim.O sevdiğim kadını,yavrusu bildiği çiçeği sularken seyrettim.''Durdu ve hemen yanında oturan eşine baktı;tıpkı geceleri çiçeği sularken baktığı gibi.Gözlerini ondan ayırmadan şöyle dedi:Her gece o çiçek ben oldum sanki.O yaştaki bir adamdan beklenmeyecek bir hareket yapıp dimdik durdu ve'' Her gece o yattıktan sonra kalktım '' dedi,mahcup bir ses tonuyla.''Sedef çiçeği gece suyunu sevmez,Hakim bey.Eşim yattıktan sonra,onun saksıya döktüğü suyu boşalttım hep.''
İhtiyar adam tüm gücünü toplayıp;İhtiyarlık işte '' dedi.''O gece ben de uyuyup kalmışım.Suçlandım,Hakim bey.Sesimi çıkarmadım.''
Salon alkıştan inliyordu.Gözünden sevinç yaşları akan insanlar ihtiyar adamı alkışlıyordu.

Hiç yorum yok: